Hakan Taşçı – Finansal Okuryazarlık

Hakan Taşçı – Finansal Okuryazarlık

George S.Clason’un Babil’in En Zengin Adamı adlı kitabının kahramanı Arkad yoksul yumurta satıcısına şöyle bir soru yöneltir: “Her gün sabah on yumurtan varken akşama kadar ihtiyaçların için sadece dokuzunu satar ya da kullanırsan ne olur?”

Yoksul yumurta satıcısı cevap verir: “Bir süre sonra sepetim dolar taşar. Hem tasarruf etmiş olurum hem de sermayem birikir.”

Elbette ki yukarıdaki hikâyeyi anlatmak ve dinlemek işin kolay tarafıdır. Zor olansa her gün bir yumurtayı sepette bırakabilecek bilgi ve iradeye sahip olmaktır.

Son 15 yıldır toplumların gündemine gelmiş olan finansal okuryazarlık aslında tam da bu hikâyedeki gibidir. “Eline geçenden daha azını harcamak ve bunu yapmak için gerekli becerilere sahip olmak.”

Günümüze geldiğimizde, finansal okuryazarlık en genel haliyle OECD tarafından şu şekilde tanımlanmaktadır: “Finansal okuryazarlık; risklerin ve kavramların bilgi ve farkındalığına sahip olmaktır. Ayrıca bu bilgiyi değişik finansal alanlarda etkili kararlar almak, birey ve toplumun finansal sağlıklı olma halini geliştirmek ve ekonomik hayata dâhil olmasını sağlamak için kullanma motivasyonu, becerisi ve güvenidir.”

Bu tanımdan yola çıkarak finansal okuryazarlığın kavramlar ve riskler üzerine inşa edildiğini ve bireysel bir konu olmayıp toplumun genelini ilgilendirdiğini tespit edebiliriz. Aynı zamanda beceri, motivasyon ve güven gibi insan psikolojisine ait kavramları da içerdiğini tanımda açıkça görülmektedir.

Bu yazıyla başlayarak, bir dizi halinde kaleme alınacak yazılarda yukarıda belirtilen kavramlardan hareketle finansal okuryazarlık konusunu ele almaya çalışacağız.

Şunu biliyoruz ki gelişen teknoloji sayesinde her alanda hızlı değişimlerin ve yeniliklerin ortaya çıktığı günümüzde finansal sistemin bunun dışında kalması elbette düşünülemez. Bu çerçevede, bireyler ve toplum her geçen gün daha da karmaşık finansal ürünler, hizmetler ve sistemler ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu karışıklık o kadar yüksek bir düzeye gelmiştir ki artık farklı bankalarda hesabı olan müşterilerin tek bir platform üzerinden hizmet almaları esasına dayalı bir sistem olan “Açık Bankacılık” olarak tanımlanan bir kavram yine mevcut finansal yapının kendisi tarafından müşterilere daha kolay hizmet verilmesi adına gündeme getirilmiştir. İleriki yazılarda bu konuyu detaylıca ele almak faydalı olacaktır.

Konumuza dönersek bireylerin finansal risk ve fırsatların farkında olmaları, kişisel ve aile bütçelerini doğru yönetebilmeleri ve finansal problemlere karşı hem öngörü geliştirebilmeleri hem de sorunlara doğru çözümler bulabilmeleri ancak finansal okuryazarlık sayesinde mümkün olabilir. Kişilerin finansal durumlarının iyi olması doğaldır ki beraberinde toplumun finansal yapısının da iyi olmasını getirecektir.

Hem bireyin hem de toplumun sağlam bir finansal duruma kavuşabilmesinin önündeki başlıca sorunları aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:

– Az gelişmiş ülkelerin başlıca sorunu tasarrufların ve birikimlerin yetersiz olması ve bunların verimli kullanımı konusunda bireylerin bilgi düzeylerinin zayıf olması

– Bu eksik ve yetersiz bilgi düzeyi ile yürütülen finansal faaliyetlerin olumsuz sonuçlarının ülke ekonomilerini negatif yönlü etkilemesi

– Hem Fintech (Finansal Teknoloji) şirketleri sayesinde teknolojiyi kullanma konusunda elde ettikleri beceriler hem de ellerinde bulundurdukları ekonomik güç nedeniyle finansal sistemin her geçen gün yeni ve karmaşık ürünleri ortaya koyabilmesine karşın bireylerin daha sınırlı olan bilgi düzeyleri ile buna uyum göstermekte/anlamakta zorlanıyor olması

Sorunların çözümü noktasında ise elimizde aslında her sorunumuzun çaresi olan eğitimden başka bir anahtar bulunmamaktadır.

Finansal eğitim konusunda hangi noktaların öne çıktığı ana hatları ile aşağıda sıralanmaya çalışılmıştır:

 – Toplumun her kesiminin finansal okuryazarlık konusunun ülke için temel bir mesele olduğu bilincine sahip kılınması bir zorunluluktur.

– Finansal okuryazarlık eğitiminin önce ailede sonra okulda çocuğa erken yaşlarından itibaren verilmeye başlanması gerekmektedir.

– Doğaldır ki bu sürecin yürütülmesi için önce ailelerin ve öğretmenlerin eğitilmesi şarttır.

– Planlanan finansal okuryazarlık eğitimleri uzun soluklu olmak zorundadır ve her yaşa göre ayrı ayrı düzenlenmelidir.

– Eğitimin sadece finansal ürünler, kavramlar ve riskler temelli olmayıp yukarıda belirttiğimiz insan psikolojisine yönelik unsurların da programa dâhil edilmesi faydalı olacaktır.

 

Share

ECONFO