Hakan Taşçı – Küresel Para Haftası

Hakan Taşçı – Küresel Para Haftası

Geçen ay yayınlanmaya başlanan serinin ilk yazısında finansal okuryazarlık konusunda karşımıza çıkan sorunların tek çaresinin eğitim olduğuna değinmiştim.  Bu ayki ikinci yazımda ise eğitim konusunun bir parçası olan “Küresel Para Haftası” hakkında bilgi vermek istiyorum.

Küreselleşme ile beraber ülkelerin ekonomileri birbirinden olumlu ya da olumsuz gelişmeler karşısında kolayca etkilenmektedir. Bunun sonucu olarak da doğaldır ki yaşanan bir küresel krizde finansal bilgi yetersizliği önce bireylerin sonra da ülkelerin ekonomik istikrarını tehdit etmektedir. Bu tehditlerin önüne geçilebilmesi için pek çok girişim elbette farklı kurumlarca yürütülmektedir. OECD’nin liderlik ve organize ettiği yazımızın konusu olan “Küresel Para Haftası” da bunlardan bir tanesidir.

“Küresel Para Haftası” Child & Youth Finance International tarafından 2012 yılında başlatılan ve artık Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)  International Network on Financial Education tarafından yürütülen ve tüm dünyada bir gelenek haline gelerek, her yıl Mart ayı içinde kutlanan bir etkinlikler serisidir.

Bu yıl 23-29 Mart 2020 tarihleri arasında kutlanacak olan “Küresel Para Haftası” kapsamında geçen 7 yılda 175 ülkede 63.000 organizasyon tarafından toplam 465.000 aktivite ve etkinlik gerçekleştirilmiş ve 40 milyondan fazla çocuk ve gence ulaşılarak finansal okuryazarlığa ilişkin farkındalık artırma çalışması yapılmıştır.

“Küresel Para Haftası” çocuklara ve gençlere, bilinçli harcama ve tüketim yaparak mevcut kaynaklarını etkin ve doğru kullanabilmeyi, tasarruf edebilmeyi hedef ve alışkanlık haline getirebilmeyi öğretmek amacıyla kutlanmaktadır. Bu kapsamda yaşları 9-25 arasında değişen gençlere ve çocuklara ulaşılarak, onların finansal anlamda sorumluluk sahibi ve kendine güvenen bireyler olmalarının sağlanmasına çalışılmaktadır.

OECD Finansal okuryazarlığı sürdürülebilir kalkınma ve büyümenin ana unsurlarından biri olarak görmektedir. Gençler ve çocuklar ise bunun temel yapı taşlarıdır. Küçük yaşta oluşacak tasarruf bilinci, hem gençlerin hem de dünyanın geleceği için atılmış önemli bir adım olacaktır. Akılcı bir şekilde tasarruf etmeyi ve harcamayı bilen yeni kuşaklar, 21.yüzyıl ekonomisinin olmazsa olmaz koşulu durumundadır.

Yürütülen etkinliklerde OECD’nin belirlediği “Akıllı Tasarruf”, “Öğren, Biriktir, Kazan” ve benzeri temalar ile çocuklar ve gençler bilinçlendirilmeye çalışılmaktadır. Bu temalar kapsamında çocuklara ve gençlere erken yaşlardan itibaren maliyet konusunda dikkatli olmalarını sağlayacak zekâya dayalı alışkanlıklar edindirmek hedeflenmekte, hayatın ilerleyen yıllarında karşılaşılabilecek finansal sıkıntılar konusunda bilinç oluşturulurken bir yandan da para yönetimi yeteneğinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

Ülkemize gelince tasarrufların artırılması ve bilinçli ve en verimli şekilde değerlendirilmesi Türkiye’nin en önemli ekonomik meselelerinin başında gelmektedir. Detaylarını konuşmayı iktisatçılara bırakacağım bir kavram olan Tasarruf açığı (Saving Gap) konusuna çok kısa değinmek istiyorum. Bir ülkede tasarrufların belirli bir kalkınma hızını gerçekleştirmek için gerekli olan yatırım oranının altında bulunması durumunda, mevcut tasarrufların artırılması ya da bununla birlikte dış kaynak sağlanması gerekir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere tasarruflar ile yatırım oranı arasındaki farka Tasarruf Açığı denmektedir. Bu açığın giderilmesi için -yine tanıma göre- iki yol bulunmaktadır. Bunlardan ilki, dış kaynak temin edilmesidir ki bunun bedeli faiz yükü ve zaman zaman küresel çapta yaşanan krizlerden şiddetli bir şekilde etkilenmektir. Dış borçlanmanın kaynaklar, fiyatlar, ödemeler dengesi, gelir dağılımı, ekonomik gelişme üzerinde pek çok olumsuzlukları bulunmaktadır. Diğer yol ise ulusal tasarrufların artırılmasıdır. Türkiye’de tasarruf oranının yükselmesi ve söz konusu tasarrufların ülkemizde mevcut sermaye piyasalarında değerlendirilmesi yukarıda belirtilen olumsuzluklardan kaçınabilmek için olmazsa olmaz bir zorunluluktur.

Elbette ki bunun sağlanabilmesi için finansal okur-yazarlığın geliştirilmesi, tasarruf ve yatırım bilincinin güçlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. Tasarruf konusu bireylerin belirli bir gelir seviyesine ya da belli bir yaşa ulaştığında gündeme alacakları bir konu olmaktan çıkarılmalıdır. Tasarruf etmek ve bunu bilinçli bir şekilde değerlendirmek küçük yaşlardan itibaren çocuklara ve gençlere kazandırılan bir alışkanlık olmalıdır.

“Küresel Para Haftası” için hazırlanmış olan ve benim de yukarıda aktarmaya çalıştığım bilgileri derlediğim https://www.globalmoneyweek.org/  web sitesinde merak edenler için hem dünyada hem de ülkemizde yürütülen faaliyetler hakkında daha fazla detay bulmak mümkündür.

Share

ECONFO