Prof. Dr. Harun Öztürkler – Korona Virüsün Küresel Ekonomik Etkileri

Prof. Dr. Harun Öztürkler – Korona Virüsün Küresel Ekonomik Etkileri

Çin’de ortaya çıkan ve daha sonra adına Covid-19 denilen korona virüs bugün dünyada birçok ülkede büyük bir insani dram yaşanmasına neden olmaktadır. Bunun yanında, virüs küresel ekonomiyi süresi ve derinliği henüz öngörülmeyen bir boyutta etkilemeye başladı. Bu yazıda virüsün olası hasıla-gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) ve enflasyon etkileri iş çevirimleri (konjonktür) teorileri çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmaktadır.

İş çevirimleri teorileri ekonomilerde ortaya çıkan şokları reel ve nominal şoklar olarak iki temel guruba ayırmaktadırlar. Şoklar elbette negatif olabilecekleri gibi pozitif de olabilirler. Ayrıca şoklar, etkilerinin derinlik ve genişliklerine göre geçici ve uzun süreli-kalıcı olarak da sınıflandırılabilirler. Şoklar ekonomik aktivitenin arz yanında, talep yanında ya da her iki yanında da ortaya çıkabilirler. Şoklar, teknoloji şokları bağlamında olduğu gibi, içsel ya da  dışsal, ekonomik aktivite sürecinin bir sonucu/bir parçası olan ya da ekonomik aktive dışında ortaya çıkan şoklar olarak da gözlenebilirler.

Mal ve hizmetlerin üretimine ilişkin birikmiş bilgide artış olarak tanımlanan teknolojik gelişmeler ekonomik aktiviteyi üretim süreçleri kanalıyla etkilediklerinden, arz şokları olarak değerlendirdiler.  Makroekonomik bir perspektiften, teknolojik gelişmeler üretim faktörlerinin verimliklerini artırarak ekonomide toplam arzı artırırlar. Bunun sonucunda biryandan hasıla artarken, diğer yandan genel fiyat düzeyi azalır. Böylece tüketiciler daha çok mal ve hizmeti daha çok düşük fiyatla tüketme olanağı elde ederler ve ekonomik refahları yükselmiş olur. Bilgi işlem ve iletişim teknolojilerinde son yarım yüzyılda gözlemlenen gelişmeler küresel düzeyde kişi başına gelirin önemli ölçüde artmasını sağlamış ve Birleşmiş Milletler Binyıl ve Sürdürülebilir Kalkınama Hedeflerinin öncelikleri arasında yer alan mutlak açık ve mutlak yoksulluğun küresel düzeyde büyük ölçüde ortadan kaldırılmasının temel kaynağını teşkil etmiştir.

1970’li yıllarda petrol fiyatlarında ortaya çıkan yüksek oranlı artışları ifade eden petrol şokları, petrol ithalatçısı olan ülkeler için negatif arz şokları, petrol ihracatçısı  olan ülkeler için ise pozitif arz şokları olarak kabul edilirler. Öte yandan, küresel ekonomi açısından dönemin temel enerji girdisi olması nedeniyle büyük bir maliyet artışı anlamında geldi ve dünya enflasyonist bir döneme girdi. Enerji ithalatçısı ve çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde enerji faturalarının artması üretim için gerekli diğer ara ve yatırım mallarının ithalatını zorlaştırdığı için bu ülkelerde hasılada büyük düşüşler ve işsizlikte ise yüksek oranlı artışlar ortaya çıktı. Bu yeni durum, yüksek oranlı enflasyon ve işsizlik oranlarının birlikte gözlemlenmesi stagflasyon olarak adlandırıldı.

Covid-19’un küresel ekonomi üzerindeki etkisi, hem arz hem de talep kanalıyla ortaya çıkan reel bir şok çerçevesinde değerlendirmek gerekmektedir. Covid-19 her şeyden önce işgücü arzını azaltarak, üretim fonksiyonu kanalıyla küresel üretimi olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca, bugün dünya ekonomilerinin üretim zincirleri halkaları temelindeki bağımlılık ilişkileri nedeniyle hemen her girdinin arzı kanalıyla ortaya çıkan bir reel şok söz konusudur. Bunda Çin ekonomisinin dünya aramalı ihtiyacının önemli bir kısmını sağlıyor olmasının payı vardır. Küresel hasıladaki azalış, enerji ürünleri başta olmak üzere emtia taleplerinde azalmaya yol açarak, dünya emtia piyasalarında fiyatlarda ve bu yolla bu ürünleri üreten ilkelerin ihracat gelirlerinde yüksek oranlı düşmeye neden olmaktadır. Bu süreç bu ülkelerin dünya pazarlarından satın aldıkları ürünlerin talebine yansımaktadır. Kısaca, Covid-19 küresel hasılanın arz yanında kendi kendini besleyen bir aşağı yönlü bir döngü ortaya çıkarmış bulunmaktadır. Küresel hasının talep yönünde ise zıt yönlü eğilimler izlenmektedir. Gıda, hijyen ve sağlık hizmetleri ürünleri talepleri hızla artarken, geri kalan bir çok ürünün talebi azalmaktadır. Covid-19’un küresel hasılaya yönelik talep üzerindeki aşağı yönlü etkisi ulaşım ve turizm sektörlerindeki çok büyük daralma ile derinleşmektedir. Böylece, küresel toplam arz ve toplam talep birlikte değerlendirildiğinde, her ikisinin de Covid-19 nedeniyle önemli ölçüde daralacağını, bu daralmanın şiddetinin aşı ve tedavinin hangi hızda geliştirilebileceğine bağlı olacağını söyleyebiliriz. Böylece küresel hasıla önemli ölçüde daralacaktır. Ancak, küresel fiyatların, küresel enflasyonun, hangi yönde hareket edeceği arz ve talep şoklarının büyüklüğüne bağlıdır. Arz şokunun daha büyük olması durumunda küresel enflasyonda artış, tersi durumda ise azalış söz konusu olacaktır.

Share

ECONFO