Kent Ekonomisi Nedir?

Kent Ekonomisi Nedir?

Prof. Dr. Harun Öztürkler

Kent ekonomisi, ekonomi ile coğrafyayı bir araya getiren, hanehalkları, firmalar ve yerel yönetimlerin, yer seçimleri ve diğer ekonomik, sosyo-ekonomik ve ekonomi-politik karar süreçlerinde etkinlik ve optimal seçimlerin koşullarını ve bu koşulların yerine getirilmesinde kamusal politikaların rolünü araştıran bilim dalıdır. Doğal olarak, kent ekonomisinin yanıtlamak istediği temel soru, kentlerin var oluşunun ve tarih içerisinde gelişmelerinin ekonomik kökenlerinin neler olduğudur. Kent ekonomisini birbirleri ile ilişkili alt çalışma disiplinlerine ayırmak olanaklıdır. Bu disiplinler: kentlerin var oluşunda ve gelişiminde piyasa kurum ve kuvvetlerinin rolünün araştırılması; kentlerde hanehalkları, firmalar ve yerel yönetimlerin toprak/arazi kullanımına ilişkin seçimleri ve bu seçimlerin sonuçlarını belirleyen faktörlerin araştırılması; kentlerin taşıma örgütlenmesi ve araçlarının ne olması gerektiğinin araştırılması; kentlerde konut yapılaşması ve konut politikasının nasıl olması gerektiğinin araştırılması ve yerel yönetişimin örgütlenme biçiminin nasıl olması gerektiğinin araştırılmasını kapsar. Bu temel araştırma alanları yanında kentlerde eğitimin, sağlığın ve güvenliğin ekonomi-politiği de kent ekonomisinin alt disiplinleri olarak sıralanabilir.

Kentlerin neden farklı büyüklükte oldukları sorusunun yanıtı, hanehalklarının ve firmaların yer seçimine ilişkin kararlarıdır. Kentlerin neden var oldukları sorusu ise, ancak ekonominin belli ölçüde karmaşık kavramları ile yanıtlanabilecek bir sorudur. Kentlerin olmadığı bir dünya, ancak ve ancak her bireyin aynı ölçüde verimli olması ve üretim ve değişim/ticaret süreçlerinde üretim faktörlerini aynı anda ve aynı oranda artırdığımızda üretiminde aynı anda artması, yani ölçeğe göre sabit getirinin söz konusu olması durumda söz konusu olabilir. Her bireyin eşit verimliliğe sahip olması uzmanlaşmayı ve iş-bölümünü gereksiz kılarak, bireyin öz tüketim için üretim yapmasını sağlamakta ve böylece kentlerin ortaya çıkmasını gereksiz kılmaktadır.  Kentleri tanımlayan büyük üretim ve dağıtım firmalarının ve ağlarının kurgulanması da ancak ölçeğe göre artan getiri olduğunda, ölçek büyüdükçe üretim ve tüketimde ortalama maliyetlerin azalması durumunda anlamlı olacaktır. Benzer biçimde, bireylerin faklı verimliliklere sahip olmaları, farklı üretim süreçlerinde uzmanlaşmalarını, ihtiyaç duyacakları diğer ürünleri ise bu ürünlerin üretiminde uzmanlaşmış diğer bireylerden almalarını getirecektir. Üstelik faklı üretim süreçlerindeki verimlilik farklığının mutlak üstünlük biçiminde olmasına gerek olmayıp, karşılaştırmalı üstünlük kuralına uyması da yeterlidir. Böylece, kentlerin oluşmasının nedeni bireylerin faklı verimlilik düzeylerine sahip olmalarının uzmanlaşmayı olanaklı kılması ve büyük dağıtım firma ve ağlarının varlığının dağıtım maliyetini düşürmesidir.

Kent içerisindeki ikametgâh/kurulum yeri seçimine ilişkin kararlar bir arazi kullanım modeli/deseni ortaya çıkarmakta ve bu desen tek merkezli veya çok merkezli kentleri yaratmaktadır. İkametgâh/kurlum yeri seçimi ise aynı zamanda sosyo-ekonomik temelli bir komşuluk seçimidir. Bu seçimdeki temel sosyo-ekonomik değişkenler gelir düzeyi, eğitim ve sağlık olanakları, sosyal sınıfsal özellikler ve diğer kültürel faktörlerden oluşturmaktadır. Kentsel ulaşım modelinin kurgulanması kent ekonomisinin bir diğer önemli uğraşı alanını oluşturmaktadır. Bu modelin kurgulanmasında en belirleyici faktörler, kentin coğrafi özelliği ve ülkenin sahip olduğu enerji kaynaklarının düzeyidir. Bunun yanında, yerel yönetimin politik eğilimi, uzun dönem vizyonu ve finansal kaynaklarının düzeyi ulaşım modelinin belirlenmesinde büyük önem taşır. Yerel yönetimlerin gelir ve harcamalarının ekonomi politiğini kent ekonomisi yalnızca ulaşım modeli ve kentlerin en önemli ihtiyaçlarından olan konut ve kullanımı süreçleri çerçevesinde değil, ama aynı zamanda istihdam ve gelir dağılımı yönleri ile de konu edinir. Ancak konut bu çerçevede önemli bir yere sahiptir. Konut özel bir mal olmakla birlikte, konut sahipliği tercihi kentin sosyolojik özellikleri ile de yakından ilgilidir. Dahası, konut arz yeterliliği, istenilen nitelik ve fiyatta konuta erişime yerel yönetimlerin katkıları, onların politik geleceği konusunda önemli bir belirleyicidir.

Kentlerin eğitim ve sağlık olanları, insan sermayesi birikim sürecini doğrudan etkileyerek, o kentte çalışan işgücünün verimliliği ve böylece kentte kişi başına refah düzeyini etkiler. Kentin güvenlik koşulları ise, bir yandan kentin gelişim patikasını etkilerken, diğer yandan o kentin bir cazibe merkezi olup olmamasını, böylece de demografik özelliğini ve nüfus yoğunluğunu etkiler. Bu bağlamda da yerel yönetimler güvenlik sağlama görevleri ile gündeme gelirler. Sağlanan güvenliğin sınırları, kentin sınırlarının belirlenmesi de büyük önem taşır.

Kent ekonomisi araştırması, yerel yönetimler ve bu yönetimlerin kent sakinleri için sağladıkları mal ve hizmetler söz konusu olduğunda, öncelikle mal ve hizmetleri kamusal, yarı kamusal ve özel mal ve hizmetler olarak ayırt etmek durumunda kalmaktadır. Bu ayırım, bu mal ve hizmetlerin üretim ve bölüşümünün ve üretim maliyetinin kimin tarafından karşılanacağının sorusuna yeni bir boyut getirmektedir. Bilindiği gibi, kamusal mal ve hizmetleri rekabetçi olmayan ve kullanımı dışlanamayan mal ve hizmetler olarak tanımlamaktayız. Piyasa mekanizması bu mal ve hizmetlerin fiyatlarının oluşumu ve böylece bölüşümünde yeterli değildir. Bu nedenle, kent ekonomilerinin örgütleme biçimi, kamusal malların külfet ve nimetlerinin ve bölüşümünün sosyal adalet ilkesine göre belirlenmesi için gerekli kurumsal ve yasal çerçeveyi içerecek biçimde olmalıdır. Bu çerçevede güvenlik önemli bir işlev görür: güvenliğin büyük ölçüde kamusal bir mal olarak görülmesi, yerel yönetimlerin finansal kaynakları üzerinde bir baskı oluştururken, mal, hizmet ve üretim faktörlerinin fiyatlarını ve böylece kaynakların dağılımının etkin olup olmadığı tartışmasını gündeme getirir.

What is Urban Economy?

The urban economy is a branch of science that combines the economy and geography, searches he conditions of choice and other economic, socio-economic and economic-political decision-making processes of households, companies and local governments, and the role of public policies in fulfilling these conditions. Naturally, the main question that the urban economy wants to answer is the economic origins of the existence of cities and their development in history. It is possible to separate the urban economy into sub-working disciplines related to each other. These disciplines: the role of market institutions and forces in the existence and development of cities; the selection of households, firms and local governments on land / land use in cities and the factors determining the results of these elections; researching of what should be the transport organization and means in cities; researching how housing construction and housing policy should be in cities and researching how local government should be organized. Besides these basic research areas, economics and politics of education, health and safety in cities can be listed as sub-disciplines of the urban economy.

The answer to the question of why cities are different in size is the decisions of households and firms on the choice of land. The question of why cities exist is a question that can only be answered by some complicated concepts of the economy. A world without cities can only exist if each individual is equally productive, and when we increase production factors simultaneously and at the same rate in production and exchange / trade processes, the increase in production at the same time, this means that it is a constant return on the scale. Each individual’s equal productivity makes it impossible for the individual to produce for self-consumption by making the job-department unnecessary, and thus making the emergence of cities unnecessary. The construction of large production and distribution companies and networks will be meaningful when there is a return according to the scale, and as the scale grows the average costs in production and consumption decrease. Similarly, as individuals will have different productivity and specialize in different production processes, they required to take products they need from other individuals who specialize on these products. Moreover, the differentiation of productivity in the different production processes does not need to be in the form of absolute superiority and it is sufficient to comply with the rule of comparative advantage. Thus, the reason for the formation of cities is that different levels of productivity of individuals make it possible to specialize and reduce the cost of distribution of the current large distribution companies and their networks.

Decisions on the choice of place of residence / installation within the city reveal a land use model / pattern and this pattern creates single center or multi-centered cities. The choice of land for a residence is also a choice of neighborhood based socio-economic reasons. The main socio-economic variables in this selection are income level, education and health facilities, social class characteristics and other cultural factors. The construction of the urban transportation model is another important area of the urban economy. The most decisive factors in the construction of this model are the geographical characteristics of the city and the level of energy resources the country has. Besides, the political tendency of the local government, its long-term vision and the level of its financial resources are of great importance in determining the transport model. Moreover, the contribution of local administrations to access housing is the important determinant of their political future.

The education and health facilities of cities directly affect the human capital accumulation process and the productivity of the labor force in that city and thus the per capita welfare level in the city. The city’s security conditions, on the one hand, affect the city’s development path, on the other hand, it affects the demographic and population density of the city. In this context, local administrations come to the agenda with the task of providing security. The limits of the security provided is significant in the determination of the borders of the city.

In the case of local economy and the goods and services provided by local administrations for the residents of the city, the urban economy has to distinguish between public, semi-public and private goods and services. This distinction brings a new dimension to the question of who will be responsible for the production and distribution of these goods and services and the cost of production. As is known, we define public goods and services as non-competitive goods and services. The market mechanism is not sufficient for the formation, distribution and prices of these goods and services. For this reason, the form of organization of urban economies should include the institutional and legal framework for determining the burdens and blessings and distribution of public goods according to the principle of social justice. In this context, security plays an important role: seeing security as a public good to a large extent puts pressure on the financial resources of local administrations, as well as bringing the prices of goods, services and production factors into question and discussing whether the distribution of resources is effective.

Bu yazı ilk kez Verimlilik Dergisi 2018 yılı 5. sayısında yayınlanmıştır.

http://www.verimlilikdergisi.com/Sayilar/Verimlilik-Dergisi-5.pdf

Share

ECONFO