Türkiye’de Tarımsal Verimlilik

Türkiye’de Tarımsal Verimlilik

Prof. Dr. Harun ÖZTÜRKLER

Bir ülkenin ekonomik büyüklüğünü gayrisafi yurtiçi hasılada (GSYH) ile ölçüyoruz. O ülkenin ekonomik refah düzeyini ise, kişi başına GSYH yansıtmaktadır. Böylece ekonomik refahta artış sağlayabilmek için GSYH’nın nüfus artış hızından daha büyük bir hızla artırılabilmesi gerekmektedir. GSYH büyüme hızının artırılması ise tarım, sanayi ve hizmetler gibi GSYH’nın sektörel bileşenlerinde üretimin arıtılmasına bağlıdır. Üretim artışının iki kaynağı vardır: Bunlardan ilki, işgücü, sermaye, doğal kaynaklar ve girişimcilerden oluşan üretim faktörlerinin artırılmasıdır. Üretim arışının ikinci kaynağı ise, üretim faktörlerinin daha etkin kullanılmasını ifade eden toplam faktör verimliliğinin yükseltilmesidir. Ülkelerin gelir ve refah düzeyleri ve ekonomik büyüme oranları arasındaki farkı açıklamakta iktisatçıların üzerinde hem fikir oldukları temel ölçüt bu bağlamda tanımlanmış verimlilik farklarıdır.

Öte yandan, tarımsal üretimin artırılmasının ortalama toplumsal refah ölçütlerindeki artıştan daha önemli olduğu konusunda da iktisatçılar arasında görüş birliği söz konusudur. Bunun temel nedeni, gıda arz güvenliğinin tarımsal üretimdeki artışa bağımlı olmasıdır. Gıda arz güvenliği 1974 yılında düzenlenen Dünya Gıda Konferansında, yeteri kadar gıdaya erişimin bir insan hakkı olduğu kabul edilmiştir. Bu çerçevede gıdaya erişim temel bir ekonomik refah göstergesi olarak alınmıştır. Gıda arz güvenliği, yeterli ve sağlıklı bir gıda düzeyinin sürekli bir biçimde erişilebilir olması şeklinde tanımlanabilir. Bu tanımda hem yeteri kadar gıdaya hem de bu gıda düzeyinin bireyler için satın alınabilir olmasına vurgu yapılmaktadır. Toplam faktör verimliliğindeki artış bu iki amacın birlikte gerçekleştirilebilmesinin en güvenilir yoludur. Bunun nedeni, toplam faktör verimliliğindeki artışın hem sürekli bir üretim artışını garanti etmesi hem de faktörlerinin sahiplerine gelir artışı olanağı sağlamasıdır. Burada, yaratılan toplam gelirin toplumu oluşturan farklı sosyal sınıflar arasındaki bölüşümün gıdaya erişimi doğrudan belirleyeceği akılda tutulmalıdır. Aşağıdaki grafik 1961-2015 dönemi için Türkiye ve dünyada toplam faktör verimliliğinin gelişimini yansıtmak için çizilmiştir.

Kaynak: United States, Department of Agriculture Economic Research Service, Data Set: Agricultural total factor productivity growth indices for individual countries, 1961-2015, Erişim Tarihi: 15 Mart 2019.

Grafik Türkiye’de tarım sektöründe toplam faktör verimliliğinin büyüme oranı ile ilgili olarak incelenen dönem için iki temel olguyu ortaya koymaktadır. Bu olgulardan ilki, Türkiye’de tarım sektöründe toplam faktör verimliliğini büyüme oranın (%1.3) dünya ortalamasının (%0.9) yaklaşık olarak 1.5 katı olduğudur. Buna karşın, tarım sektöründe toplam faktör verimliliği hem Türkiye’nin uzun dönem reel GSYH büyüme oranının (yaklaşık olarak %5) hem de ortalama nüfus artış oranının (yaklaşık olarak %2.1) önemli ölçüde altındadır. İkinci olgu ise, dünyada toplam faktör verimliliğinin oldukça istikrarlı olmasına (standart sapması 1.3) karşın, büyük dalgalanmalar (standart sapması 4.2) gösteriyor olmasıdır. Bu durum tarımsal ürünlerin arzında dalgalanmalara yol açmaktadır. Tarımsal ürünlerin talebinin göreli olarak istikrarlı olduğu göz önüne alındığında, tarımsal ürün arzının şiddetli dalgalanmalar göstermesinin tarımsal ürün fiyatlarında da benzeri büyük dalgalanmalara neden olacağını söyleyebiliriz.

Öte yandan, 2011-2020 yılları için toplam faktör verimliliğinin büyüme oranına üretimde kullanılan faktörlerin katkılarına ilişkin öngörüler[1] incelendiğinde Türkiye’de işgücünün katkısının dünya ortalamasının az da olsa üzerinde olduğu (sırasıyla 0.373 ve 0.324) görülmektedir. Tarımsal toprakların katkısında ise Türkiye dünya ortalamasının önemli ölçüde grisindedir (sırasıyla 0.083 ve 0.216). Bu durum Türkiye’de mevcut teknoloji ve diğer tarımsal uygulamalar ile tarımsal toprakların üretkenliğinin artırılmasının belli ölçüde sınırlarına gelindiği, tarımsal toprakların verimliliğinin artırılması için yeni teknoloji ve tarımsal uygulamaların geliştirilmesi gerektiği ve bu yolla Türkiye’de tarımsal üretkenliğin önemli ölçüde artırılabileceğine işaret etmektedir. Hayvan gücünün kullanımın payının (0.053)ise artık Türkiye’de önemli ölçüde azaldığı görülmektedir. Tarımsal makine teçhizatın katkısında ise Türkiye’de dünya ortalamasının 1.7 katı daha çok pay (sırasıyla 0.161 ve 0.095) söz konusudur. Son olarak, gübre ve diğer kimyasal maddelerin katkısında Türkiye’de dünya ortalamasının 1.4

kat daha yüksek pay (sırasıyla 0.346 ve 0.246) mevcuttur. Bu durum Türkiye’de toplam faktör verimliliğinin büyüme oranın büyük ölçüde işgücü ve gübre ve diğer kimyasal girdilerce açıklandığını göstermektedir. Bu çerçevede, Türkiye’de torak verimliliği ve tarımsal makine teçhizatın (sermaye mallarının) payının artırılmasının tarımsal üretimin artırılmasına katkı sağlayacağını söyleyebiliriz. Türkiye’nin 1990’lı yılların ortasında gıda ürünleri dış ticaretinde fazla verirken, 2010’lı yılların ikinci yarısında 3 milyar doları aşkın açık vermeye başladığı göz önüne alındığında tarım sektöründe üretim ve verimlilik artışının önemi açıkça görülebilmektedir. Bu çerçevede, 1974 yılında, dönemin Amerika Birleşik Devletleri Dış İşleri Bakanı Henry Kissinger’in, “petrolü kontrol edebilenin ülkeleri kontrol edebileceği, gıda ürünlerini kontrol edebilenin ise halkları kontrol edebileceği” tespiti tarım sektörünün (ve tarımda dayalı imalat sanayinin) bir ülkeler için ne denli önemli olduğunun altını çizmektedir. Tarımsal ürünlerin üretimini ve pazarlarını kontrol etmek bugün artık bütün büyük devletlerin dış politikasında önemli bir yer tutmaktadır.

Ancak, tarımsal ürün ve verimlilik artırılmaya çalışılırken, tarımsal ürün çeşitliğinin korunması ve geliştirilmesi de büyük önem arz etmektedir. Sürdürülebilirlik göz önünde tutulduğunda ise, özellikle gübre ve diğer kimyasal ürünlerin tarımsal verimliliğin artırılması için kullanılması bağlamında çevrenin korunması istisnasız bir koşul olarak değerlendirilmelidir. Böylece, Türkiye’de tarımsal teşviklerin tasarlanmasında gelecekte tarımsal ürün talep desenin ne olacağından yola çıkılarak, çevre ve doğal kaynaklar ile uyumlu, ancak tarımsal makine ve teçhizat ve toprak verimliliğini artıracak üretim teknolojilerinin geliştirilmesi temel hedef olmalıdır.

Agricultural Efficiency in Turkey

We measure the economic size of a country by gross domestic product (GDP). The economic welfare of that country is reflected by GDP per capita. Thus, GDP must be increased higher than the population growth rate in order to enhance economic welfare. Increasing the growth rate of GDP depends on boosting production in sectoral components of GDP such as agriculture, industry and services. There are two sources of production growth: The first of these is to increase the production factors of labour force, capital, natural resources and entrepreneurs. The second source of production growth is increasing total factor efficiency meaning to use production factors more efficiently. In this regard, the key criterion, on which economists agree in explaining the difference between income and welfare levels and economic growth rates of countries, is defined efficiency differences. On the other hand, there is a consensus among economists on increasing agricultural production is more important than the growth in average social welfare criteria. The main reason for this is that food supply security is dependent on the increase in agricultural production. It was accepted at the World Food Conference in 1974 related to food supply security that access to sufficient food was a human right. In this context, access to food was considered as a basic indicator of economic welfare. Food supply security can be defined as a consistently accessible level of sufficient and healthy food. This definition emphasizes both sufficient food and the availability of this level of food for individuals. The increase in total factor efficiency is the securest way of achieving these two objectives together. The reason for this is that the increase in total factor efficiency not only guarantees a continuous boost in production but also provides the owners of factors with the opportunity to increase their income. It should be borne in mind here that the share of total income generated between the different social classes making up the society will directly determine the access to food.

The following graphic has been drawn in order to show the development of total factor efficiency both in Turkey and the world for the period 1961-2015.

Source: United States, Department of Agriculture Economic Research Service, Data Set: Agricultural total factor efficiency growth indices for individual countries, 1961-2015, Date Accessed: 15 March 2019.

This graphic reveals two basic facts related to the growth rate of total factor efficiency in the agricultural sector in Turkey in terms of the period examined. The first of these facts is that the growth rate of total factor efficiency in the agricultural sector in Turkey is approximately 1.5 times more (1.3%) than the world average (0.9%). However, total factor efficiency in the agricultural sector is significantly below Turkey’s longterm growth rate of real GDP (about 5%) and the average rate of population growth (approximately 2.1%). The second fact is that while the total factor efficiency in the world is quite stable (standard deviation 1.3), it shows big fluctuations (standard deviation 4.2) in Turkey. This leads to fluctuations in the supply of agricultural products. Considering that the demand for agricultural products is relatively stable, we can state that severe fluctuations in the supply of agricultural products will cause similar fluctuations in agricultural product prices.

On the other hand, when examining forecasts about the contribution of factors used in production to the growth rate of total factor efficiency for 2011-2020, it is seen that the contribution of the labour force in Turkey is slightly above (0.373 and 0.324 respectively) world average. Turkey is significantly behind the world average regarding the contribution of agricultural lands (0.083 and 0.216 respectively). This points out that Turkey has reached to a certain extent limit in increasing the efficiency of agricultural land with existing technology and other agricultural practices, new technologies and agricultural practices should be developed to increase the efficiency of agricultural lands, thus, agricultural efficiency can be significantly increased in Turkey. It is also seen that the share of using animal power (0.053) has decreased significantly in Turkey. However, the agricultural machinery and equipment contribution has 1.7 times more shares than the world average in Turkey (0.161 and 0.095 respectively). Finally, the contribution of fertilizers and other chemical substances has 1.4 times higher share in Turkey than the world average (0346 and 0246, respectively). This indicates that the rate of growth of total factor efficiency in Turkey is explained to a great extent by the labour force, fertilizers and other chemicals inputs. In this regard, it can be argued that increasing the shares of soil fertility and agricultural machinery and equipment in Turkey (capital goods) can contribute to increase the agricultural production. Considering that while Turkey had surplus in foreign trade of food products in the mid-1990s, it started to have a deficit of more than $ 3 billion in the second half of 2010, the importance of increase in production and efficiency in the agricultural sector can be clearly seen. Accordingly, the statements of US Secretary of State Henry Kissinger in 1974 “those who can control oil can control countries and those who can control food products can control peoples” underlines to what extent the agricultural sector (and agriculture-based manufacturing industry) is important for countries. Controlling the production and markets of agricultural products now has an important place in the foreign policy of all major states. However, while trying to increase agricultural product and efficiency, it is of great importance to protect and develop the agricultural product range. Given the sustainability, the protection of the environment should be considered as an unexceptional condition, especially in the context of using fertilizers and other chemical products to improve agricultural efficiency. Therefore, when designing agricultural promotions, developing production technologies, compatible with environment and natural resources which will develop agricultural machinery and equipment and soil fertility, should be main objective based on what will be the pattern of demand for agricultural products in the future.

Bu yazı ilk kez Verimlilik Dergisi 2019 yılı 7. sayısında yayınlanmıştır.

http://www.verimlilikdergisi.com/Sayilar/Verimlilik-Dergisi-7.pdf

[1] United States, Department of Agriculture Economic Research Service, Data Set: Agricultural total factor productivity growth indices for individual countries, 1961-2015, Erişim Tarihi: 15 Mart 2019.

Share

ECONFO